Dikkat!

Arkadaşlar merhaba sitemiz çalışma aşamasındadır güncellemeler devam etmektedir

Bilgi Butonu
Kategoriler
İstatistik
+0  
Toplam içerik: 37
+0  
Yorumlar: 0
+0  
Üyeler: 4

Kullanıcı İstatistikleri :
Yönetici Sayımız: 2
Moderatör Sayımız: 0
Editör Sayımız: 0
Dernek Üye Sayımız: 0
Üye Sayımız: 1

Detaylı İstatistik :
Bugün : 0 kişi üye oldu.
Dün : 0 kişi üye oldu.
Bu Hafta : 0 kişi üye oldu.
Bu Ay : 0 kişi üye oldu.
Yorumlar
Bilgi
«    Mart 2019    »
PtSaÇaPrCuCtPz
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Web Sitemizi Beğendiniz mi?

Etikete Göre Ara

Ravi


    Hz. Muhammet (sav) yaptıklarınını, söy­lediklerini ya doğrudan Hz. Peygamber’e (sav) ya da ilk müslümanlara dayanarak akta­ran kimse.
Hz. Muhammet’in (sav)söz, davra­nış ve onaylarının (sünnet) Kuran’dan son­ra Müslümanlığın ikinci ana kaynağını oluşturması, hadis rivayetinin önemini ar­tırdı; özellikle Hz. Peygamber’in (sav)

    “Benim dediklerime ve yaptıklarıma tanık olanlar bunları yanımda bulunmayana anlatsın­lar” yolundaki sözü Müslümanları hadis rivayet etmeye özendirdi. Hadis rivayet et­meyi kendileri için yüksek ve onurlu bir uğraş sayan raviler, bazen bir hadisi baş­ka bir raviden alabilmek için çok uzun ça­lışmalar ve yorucu yolculuklar yapmayı göze aldılar.
   
Sahabeden, bin hadîsten çok rivayet edenlere "müksirûn" denir. 

  • Ebu Hureyre 5374 hadis,
  • Abdullah bin Ömer 2.630,
  • Enes bin Malik 2.286,
  • Hz Ayşe 2.210,
  • Abdullah bin Abbas 1.660,
  • Cabir bin Abdullah 1.540,
  • Ebu Sait el-Hudri 1.170.

RAVİLERİN ÖZELLİKLERİ

Hadisin islam dinindeki önemi, hadis ri­vayeti bakımından ravilerin durumunu ve güvenirliklerini araştırmayı zorunlu kıldı; bu alanda “hadis ravileri ilmi”, “cerh ve tadil (raviyi çürütme ya da temize çıkart­ma) ilmi” gibi birçok bilgi dalı ortaya çık­tı. Bu son ilimde hadislerin doğruluğunu saptamak bakımından ravilerin gerek zihin­sel gerekse dinsel ve ahlaksal durumları ya da kusurları araştırılır. Ravinin aklanabilmesi için özellikle şu niteliklere önem verilir:
  1. Ravinin müslüman olması;
  2. Ravinin tem­yiz gücüne sahip olması;
  3. Ravinin rivayet ettiği hadisi doğru olarak duyma ve ezber­leme yeteneğinin bulunması;
  4. Ravinin din­sel ve ahlaksal yönden görevlerini yerine getiren, doğruluktan ayrılmayan ve günah­tan sakınan, adil bir kişi olması.

CERH VE TADİL

Hadis bilimi uzmanlarınca bir ravinin bu temel ölçüler çerçevesinde kusurlu olduğu saptanarak rivayetinin reddedilmesine cerh, kusursuz ve güvenilir olduğunun ortaya çıkarılmasına da tadil denir. Cerh ve tadil konusunda son derece titiz davranan hadis bilginleri bütün ravilerin durumlarını inceleyerek bu alanda yapıtlar yazmışlardır.

Muhaddisler, râvîlerin yaşlarını ve şeyhlerle görüşme durumlarını dikkate alarak meydana getirdikleri her gruba tabaka adını vermekte hemen hemen ittifak etmişlerdir. (1) Râvileri tabakalara ayırmaları ise tamamıyla ıstılahidir. (2) Tabaka taksimi yapanların kimi Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'in
“Nesillerin en hayırlısı benim çağdaşlarım, sonra onları takip edenler, daha sonra müteakiben gelenlerdir.”(3)
hadîsine bakarak sahabenin hepsini bir tabaka, tâbiîni ikinci bir tabaka, daha sonra gelenleri de üçüncü bir tabaka olarak kabul etmişlerdir. Şu hâle göre Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), hadîste iki veya üç asırdan söz etmiş oluyor.

Kimi de sahabeyi çeşitli tabakalara bölmüş, tâbiîn ve daha sonra gelenleri de muhtelif tabakalara ayırmıştır. (4)

Belli bir topluluğu içine alan bu taksimde gözetilen esas, onların müşterek bir vasıf etrafında birleşmiş olmasıdır. Nitekim sahabe taba­kasında çeşitli topluluklar bir araya gelir: Bâzan İslâm’a ilk olarak girenler, bâzen muhacirler, bâzen da gazvelere ve harplere katılanlar bu tabakayı teşkil ederler; meselâ, Hz. Ebû Bekir (ra) hem sahabe tabaka­sından, hem İslâm’a ilk olarak girenler tabakasından, hem cennetle müjdelenenler tabakasından ve hem de muhacirler tabakasından sayılmaktadır. Bu vasıflardan herhangi birinde Hz. Ebû Bekir (ra)'e benzeyenler, onun tabakasına girmiş olur. (5) Tabakaların teşkili hakkında, çeşitli görüş ve kanaatler bulunduğu için sahabeler, ona bağlı olarak da tâbiinler muhtelif tabakalara bölünmüştür. (6)

İbnu Hacer'e Göre Râvilerin Tabakaları:

İbnu Haceri'l-Askalânî, sahabe asrından rivayetin sona erdiği devre kadar olan tabakaları on iki kısma ayırmıştır, Kütüb-ü Sitte’de rivayeti bulunmayanlar bu tabakalara dâhil değildir:

1. Dereceleri farklı olmakla beraber Ashâb-ı kiram.
2. Büyük Tâbiiler tabakası, Sa'îd b. el-Museyyeb gibi.
3. Orta yaşlı tabiîler tabakası, el-Hasen ve İbnu Şîrîn gibi.
4. Rivayetlerinin çoğu tâbiinden olup orta yaşlı tabiilerden sonra gelenler tabakası, Zuhrî ve Katâde gibi.
5. Bir kısmı sahabeden hadîs duymamış olan küçük yaşlı tâbiiler tabakası, el-Ameş gibi.
6. Beşinci tabakadaki râvîlerle görüşmekle beraber, sahabe ile görüşmeyenler tabakası, ibnu Cureyc gibi.
7. Büyük etbâ'u't-tâbi'în tabakası, Mâlik b. Enes ve Sufyânu's-Sevrî gibi.
8. Orta yaşlı etbâut-tâbi'în tabakası, ibnu Uyeyne ve ibnu Uleyye gibi.
9. Küçük etbâ'u't-tâbi'în  tabakası, Ebû Dâvûd et-Tayâlîsî ve Şâfi'î gibi.
10. Tabiin ile görüşmeyip etbâu't-tabiînden hadîs rivayet eden büyük râvîler tabakası, Ahmed b. Hanbel gibi.
11. Tâbi'în ile görüşmeyip etbâu't-tabiînden hadîs rivayet eden orta yaşlı râvîler tabakası, ez-Zuhelî ve el-Buhârî gibi.
12 . Etbâut-tâbiinden hadis alan küçük râvîler tabakası, et-Tirmizî gibi. (7)

Râvilerin tabakalarını bilmek, birçok karışıklığı önler; birbirine benzeyen isim ve künyelerin karışmasına mâni olur; araştırıcıya tedlîs, inkıta ve irsalin çeşitli şekillerini öğretir. Bu sebeple mühim tabakaları tetkik etmeyi, her tabakadaki meşhur râvîlerin hal tercemelerini vermeyi, sahabe,  tâbiin  ve  etbâut-tâbiin tabakalarını incelemek faydalı olacaktır. (8)

Sahabe Tabakası:

İmân etmiş olarak Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'i gören ve Müslüman olarak ölen kimselere sahâbî denmiştir. Az bir müddet de olsa Rasûlullah (s.a.v.) ile görüşmek şarttır. (9) Bu sebeple Ashame en-Necâşi’yi sahâbî saymazlar; zîrâ Necâşî Rasulullah (s.a.v.)'a îmân etmiş, fakat onunla görüşmemiştir. Sahâbî olabilmek için temyiz yaşında bulunmak kâfidir. "Sözü anlayıp karşılık verebilen" çocuk -Nevevî ve Irâkî'nin dediği gibi- sahâbî sayılır. Hz. Ali (ra)'in iki oğlu Hasen ile Hüseyin ve Mahmud b. er-Rabîl de böyle idiler.

Âlimler sahâbî olabilmek için birtakım şartlar tespit etmişlerdi ki, bunlardan birini hâiz olan kimse sahâbî sayılır, bu şartların belli başlıları şunlardır: (10)

1. Birinin sahâbî olduğu tevatür yoluyla bilinir; cennetle müjdelenen sahâbîler gibi. Bunlar Hulefâ-i râşidîn, Sa'd b. Ebî Vakkas, Sa'îd b. Zeyd, Talha b. Ubeydullâh, Zubeyr b. el-Avvâm, Abdurrahman b. Avf ve Ebû Ubeyde Âmir b. el-Cerrah'dır. Bilindiği üzere Hz. Ebû Bekr (ra)'in sahâbî olduğu Kur'ân-ı Kerîm'in şu âyetiyle sabittir:
"O vakit Peygamber arkadaşına şöyle diyordu: Üzülme, zîrâ Allah bizimle beraberdir."(11)
2. Şöhret yoluyla bilinir; Dımâm b. Sa'lebe ve Ukkâşe b. Mihsan gibi.

3. Meşhur bir sahabinin şahadeti ile bilinir; Humeme b. El Humeme ed-Devsî'nin sahâbî olduğunu Ebû Mûsâ el-Eş’arî'nin söylemesi gibi. (12)

4. Mümkün olan zaman sınırını aşmamak kaydıyla, adaleti bilinen bir şahsın, kendinin sahâbî olduğunu söylemesiyle bilinir. Aşılmaması şart koşulan bu zaman sınırını H. 110 senesi olarak tespit etmişlerdir. Bunu da Müslim'in ve Tirmizî'nin rivayet ettiği Rasûl-i Ekrem (asv)'in şu hadîs-i şeriflerinden almışlardır: "...sonra bugün yaşayanlardan hiçbir canlı sağ kalmayacaktır." (13) hadîse binâen âlimlerin H.  200 yılından sonra sahâbî olduğunu iddia eden Ca'fer b. Nastûr er-Rûmî'nin ve H. 333 yılında Serbâtek el-Hindî'nin bu iddialarını reddetmeleri gayet tabiîdir.

Âlimler zikretmemiş olsa bile, bir zâtın sahâbî olduğunu anlamak mümkündür: Hz. Peygamber (asv)'in zamanındaki Evs ve Hazrec kabileleri tamamen Müslüman olmuşlardı. Bu kabilelerden Hz. Peygamber (asv)'i gören herkes sahâbîdir. Bundan başka hicretin onuncu yılı Medine veya Tâif'te bulunan herkes Müslüman olmuş ve Hz. Peygamber (asv) ile birlikte Veda' Hacc'ında bulunmuşlardır. Onların sahâbi olduğu böylece de anlaşılmış olur. Bunlardan başka Rasûl-i Ekrem (asv) fetihlerde yalnız sahâbîleri kumandan tâyin etmiştir. Asr-ı saadetteki fütuhat kumandanlarının hepsi de sahâbî idi. (14)

Îbnu's-Salâh, Ibnu Abdilber ve Nevevî, bütün sahabenin udûl / adil olduğunda âlimlerin ittifak ettiklerini söylerler. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîs-i şeriflerde sahabenin fazilet ve adaletine dâir işaretler vardır. Nitekim Allah Taâlâ bir âyet-i kerîmede şöyle buyurmaktadır:
"Siz, beşeriyet için ortaya çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.”(15)
“Müslümanlar, böylece sizi seçkin ve şerefli bir ümmet kıldık kî, bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hak şâhitleri olasınız.”(16).
Hz. Peygamber (asv) de kendini görüp îmân edenler için şöyle buyurmuştur:
“Nesillerin en hayırlısı benim ashabımdır. Sakın hâ ashabım aleyhinde bulunmayınız. Onlara saldırmayınız. Onları kim severse, bana olan sevgisi dolayısıyla sever. Kim de kin beslerse, bana olan kini dolayısıyla böyle davranır. Kim onlara eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Kim bana eziyet ederse, Allah'a eziyet etmiş olur. Her kim de Allah'a eziyet ederse, çok sürmez Allah onun belâsını verir."
En önce îmân eden sahâbînin Hz. Peygamber (asv)'in hanımı Hatîce binti Huveylid olduğu ittifakla kabul edilmiştir. Yaşlılardan Hz. Hatice (r.anha)'nin amcazadesi Varaka b. Nevfel, hür erkeklerden Hz. Ebû Bekr (ra), azatlılardan Zeyd b. Harise (ra), çocuklardan Hz. Ali (ra), kölelerden Bilâl (ra), İranlılardan da Selmân (ra) ilk îmân edenlerdendir.(17)

Sahâbîler muhtelif köy ve şehirlere dağıldıkları için sayılarını tespit etmek mümkün olmamıştır. Ebû Zür'a diyor ki: Hz. Peygamber (asv) vefat ettiği zaman 114 bin sahâbî mevcuttu.(18) Muteber görüşe nazaran hicretin 100. yılında en son vefat eden sahâbî Ebu't-Tufeyl 'Âmir b. Vasile el-Leysî el-Kinânî ile sahabe nesli son bulmuştur.



Esma-ül Hüsna
ALLAH CC
Hz.Adem ve yaratılış
Ol Hükmü
Giriş Yap, Yorum yazmak ister misiniz?
Имя:*
E-Mail: